 |
| Menü |
 |
|
 |
| Sitedekiler |
 |
 |
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Arama Motorları: 0
Ziyaretçi: 2
Toplam: 2
Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Üye Sayısı: 20
|
 |
|
 |
| Reklam |
 |
|
 |
| Radyo |
 |
|
 |
| En Çok Okunan |
 |
|
 |
| Takvim |
 |
|
 |
| Ruhuna El-Fatiha |
 |
 |
Büyük Hak Dostu Aziz Mahmud Hüdayi Hz'nin Vefatı-16 Ekim 1628
|
 |
|
 |
|
 |
 |
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Sail Dervis
|
| Yorumlar (0)
|
 Hz. Davud’a bir dava gelir. Ortada bir çocuk ve anne olduğunu iddi eden iki kadın var. Her iki kadın da, çocuğun kendisinin olduğuna yemin ediyor. O zamanlar bu günkü gibi genetik testler de yok ki, test yapılsın. Her iki kadın da yırtınıp yakınıyor “çocuk benimdir” diye. Hz. Davud işin içinden çıkamaz. Hz. Süleyman ise rüşd yaşına henüz gelmiştir. Babasına yaklaşır ve der ki, “Baba müsaade eder misin ben bunu çözeyim?” Ve Hz. Davut (as) hemen işi ona bırakır. |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Darussefa
|
| Yorumlar (0)
|
 Herşeyden önce şunu iyi bilmek lazımdır, kamil bir mürşide intisab eden kimse, gerçek bir mürid olma çabası içinde olmalıdır. Tıpkı sahabe-i kiram'ın Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'e biatı ve teslimiyeti gibi. Allah-u Zülcelal Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur; "Sana biat edenler ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın ( kudret ve yardım) eli, o biat edenlerin (vefa ve sadakat) elleri üstündedir." (Fetih; 10) Bunun için, gerçek bir mürid olmak isteyen kişi, tam ve temiz bir itikad ile mürşidine teslim olmalı ve kendisini Allah'a ulaştıracak olanın ancak mürşidi olduğuna inanmalıdır. Mürid, mürşidinin önünde benlikten, enaniyetten soyunup; ona tam teslim olmalıdır. Tıpkı İsmail (Aleyhisselam)'ın, babası İbrahim (Aleyhisselam)'a teslimiyeti gibi... |
Konu Devamı
|

|
|
| Kategori: Videolar] Yazar: esra
|
| Yorumlar (2)
|
Şaşırdım Kaldım İşte Bilmem Ki Nemsin Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Darussefa
|
| Yorumlar (0)
|
 Allah teala mümin kuluna iman derecesine göre belalarla imtihan eder. İmanı kuvvetli olanın , imtihanıda ağır olur. Resullerin imtihanları nebilerden , nebilerin imtihanları , velilerden daha ağır olur. Her birisinin imtihanları iman ve yakin derecesine göregerçekleşir. Allah rasulü : '' Biz peyganberler ,imtihanları en şiddetli olanlarız. Sonra diğerleri gelirler '' buyurmuştur. |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Darussefa
|
| Yorumlar (0)
|
 Gül bitirmek için toprak olmalı, insan yetiştirmek için yine toprak olmalı; cennete ehil olmak için yine toprak olmalı.Toprak olmak istiyorum Allahım! İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar, Her gidişin Sana olduğunu bilsinler…. Güller bitsin üzerimde ve yükselsinler göğe doğru. Bülbüller, varlığıma şükrederek şakısınlar seher vakitleri, güllerin koynundan güne merhaba derken… Sevgi için… Toprak olmak istiyorum Allah’ım! Bir ağaç kollannı sana doğru açsın benden, dua ederken kollarım olsun… Sonbaharda sarı yapraklar süzülerek düşsün üzerime; benimle toprak olmak için, benimle ben olmak için Toprak olmak istiyorum Allah’ım!… |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: esra
|
| Yorumlar (4)
|
 Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi, Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi! Lakin, o ne husrandı ki: Hissetmedi gözler, Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi! Neden görecekler? Göremezlerdi tabiî; Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi, |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Darussefa
|
| Yorumlar (1)
|
 BiR BEBEK UYANIR SEHER VAKTiNDE, AVUÇLARI SANA DOğRU, KULAGI EZAN SESINDE KAYALARIN, SULAR SÜRÜNEREK SANA GELIR RABBIM, DAL UÇLARI SANA DOğRU, BENDE SENI iSTERiM... ALNI SECDELERDE DURAN HATIRINA, HESABI NEFSINE SORAN HATIRINA, GÖZLERINI ILIMLE YORAN HATIRINA, HASTA ZIYARETINE VARAN HATIRINA, EMANETI YOLUNA SEREN HATIRINA, KURAN HATIRINA KURAN HATIRINA, KURAN HATIRINA, ALEMI AFFET. |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: fizyoterapist
|
| Yorumlar (0)
|
 Cafer DURMUŞ Ey insan! Bir gün, "unutanlar"ın unuttuklarından bir unutulmuş olacağını unutma!... Unutma ki; pek yakında ölüm gelecek, senin de kapını tıklayacak. Belki bazı belirtilerle sezdirecek gelişini. Ve belki de ansızın beliriverecek karşında. Gecenin bir vaktinde ya da gündüzün bitip tükenmez uğraşlarıyla boğuşurken karşına çıkıveren ölüm meleğine, son kez açacaksın gözlerini. Şunu bil ki, o mutlaka bir gün gelecek. Ve bu geliş, senin umduğun kadar pek de uzak olmayacak. Çünkü, "gelecek olan her şey gelecektir ve bütün gelecek olanlar yakındır." |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: fizyoterapist
|
| Yorumlar (0)
|
Dr. Adem ERGÜL  Kur’ân-ı Kerim’de üç yüze yakın yerde “nefs” kelimesi geçer. Bu kelimenin lügatte ve Kur’an’da kullanıldığı mânâlar, kullanıldığı yere göre farklılık arzeder. Bu çerçevede nefs kelimesine, “bir şeyin kendi zatı, özü ve hakikati”, “ruh”, “can”, “kalp”, “kan”, “ceset” ve “benlik” gibi yirmiye yakın mânâ verilmiştir. Ancak tasavvuf literatüründe nefs denilince genel olarak, “İnsanın hakikati” ve “Kişinin kötü his ve duygularının teksifî bir şekilde bulunduğu mânevî merkez, ya da insanda bulunan gazap ve şehvet kuvvetinin ana merkezi” olarak tarif edilegelmiştir. Bu bakış açısından yola çıkılarak “Nefsini bilen Rabbini bilir” hükmü, âdetâ kâide-i külliye gibi sürekli tekrar edilegelmiştir. |
Konu Devamı
|

|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: Darussefa
|
| Yorumlar (4)
|
 Her kelam pek çok manaya gelir pek çok kişilerce. Her nefes kadar manası vardır bir tek kelimenin bile… Aşkı Mecnun’a sorsanız bir başka tefsir yapar, Leyla’ya sorsanız bir başka mana verir. Bir profesör ihtisas gördüğü alana göre anlatır öğrencisine. İşte öyle bir kavram öbeği var gönlümüzde dilimizde terennüm eden ve dost gönüllerine sunulmayı bekleyen… Ya Rabbi Ben Pişmanım… Huzur… Bir daha hiçbir zaman ve mekânda bulunamayacak olan… |
Konu Devamı
|
|
|
| Kategori: Makale - Araştırma] Yazar: swot
|
| Yorumlar (1)
|
 "Acı Çiçeği " dir lâlenin bir başka adı. Yüzü kırmızıdır, çünkü içinde fokurdayan aşk ateşi (nâr-ı aşk) yüzüne vurmuştur. Ateş gibi yakıcıdır bu yüzden rengi; ve acıdan bağrı yanmış, üstü başı yırtılmış gibidir. İçinde infilake hazır bir volkan, kabuğunu muttasıl kanatmaktadır. |
Konu Devamı
|
|  |
| Haftanın Sohbeti |
 |
 |
Riyaz'üs Sâlihîn Hadis Dersleri-Karışık Hadis-i Şerifler
|
|
 |
| Haftanın Konusu |
 |
 |
Velâdet-i Nebi sav.
|
|
 |
| Reklam |
 |
|
 |
| Duyurular |
 |
 |
|
|
 |
| Anket |
 |
 |
| Hayatınızda Tasavvuf'un Yeri Nedir? |
|
|
 |
| Ayet-i Kerime |
 |
|
 |
| Hadis-i Şerif |
 |
|
 |
| Dua |
 |
|
 |
| Son Dakika Haberleri |
 |
|
 |
|
 |