Beste : Prof. Dr. Selahattin İçli Güfte : Cansın Erol Solist : Ahmet Özhan
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur Aşınan kayalar gibi ruhum Suskun yorgun öylece durur Islak kumlara yazılmış hikayeler Ummana karışır silinir yavaş yavaş Her dalga ömrümden birşeyler koparır Ağır ağır sönen gönlüm Sakin koyları özler Son kum tanesi olana kadar Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Son kum tanesini alana kadar
Dualarla aydınlanan bir gecede halim hal değil.Çekildim bir köşeye içim kanamışlıklarla hep geçmişin tozlu sayfasını karıştırıyor.Bazan birkaç dize olup dökülüyor bazan da iki damla yaş akamayan...Hicap duyuyorum kurdun kuşun duada olduğu şu saatlerde ben denizinde boğulmaktan.Ama nafile belki de benim duam bu...Hani çOK tanıdık bir hikaye vardır ``Leyla ile Mecnun`` Mecnun Leylanın aşkıyla çöllere düşer de kavrulurmuş.Leylaya kavuşmuşken tanımaz onu ben gerçek Leylamı buldum diye...
Hayatın ortasında yada en güzel tabiri ile,med_cezirlerinde buldum bir an kendimi.
Dünya denilen okyanusa,küçük bir sandal ile başladım,ittirdiler,ittirdiler okyanusa daldım ,dalış o dalış kürek çekiş o çekiş devam ediyoruz.
İşin garibi ,koskoca okyanusat ,karşıma ne bir vapur ,nebir gemi, ne bir deniz altı,hatta yolcu gemisi bile çıkmadı.Kaldım mı med_cezirin ortasında!nasıl kurtulur nasıl feraha ererim derken,uyyuya kalmış ,derdime düşmüşüm ...
Ey aşk ve ey sevgili! Pek çoğumuz seni nasıl bir şey olduğunu bilmeden tanıdık.Karanlık ormanlarında epey yol aldıktan sonra gerisin geriye dönmek isteyenlerimiz oldu.Ama bulamadık yola nereden çıktığımızı.Kaybolduk sandık ve tek çare olarak sevgiliye diktik gözlerimizi.Henüz kaybolmamıştık ama bir zaman sonra gerçekten kaybolacaktık sisli puslu yollarda . İlerleyenlerimiz yolculuğun ne kadar zor olduğunu kısa sürede anlayacaktı.
Bırak sadece kendini bırak, Ya neolur! Bırak kendini azalarına. Sen kılma namazı onlar kılsın,göreceksin bak,senden daha çok istiyorlar bunu, Anlayacaksın. Hadi başla... Teslim ol azalarına,sadece izle ve gör. Ellerin kendiliğinden kalkacak,o nemuhteşem kalkış. Dudakların kıpırdamaya başlayacak. Duyuyormusun?
Hani varya bir hadiste:bir kişi diğerini sevindirdiğinde o sevinçten bir melek yaratılır da sevindiren kişi ölünce onun mezarına girip ''beni hatırladın mı'' dermiş
Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.
İçkinin haram kılınması tedricen olmuştur. Cenâb-ı Hak önce, içkinin zararının çokluğundan bahsetti ve mü'minlere sarhoş iken namaza yaklaşmamayı emretti. Bunun üzerine müslümanların büyük bir kısmı içkiyi bıraktı. Bazıları da içki yüzünden karşılaştıkları nâhoş durumlardan muztarib durumdaydı. Hz. Ömer (ra):
Nisa Sûresi'nde, "Kim bir kötülük yapar, günah işlerse cezasını mutlaka görecektir.", buyuruluyor. Bu mealdeki ayetlerin gelişinden sonra bazı hassas insanlar Efendimiz (sas) Hazretleri'ne gelerek endişelerini açıklayıp derler ki:
Ya Resulallah, ne olacak bizim halimiz? Ayetlerde "Kim bir kötülük yapar, günah işlerse cezasını görecektir.", buyuruluyor. Bizler ise günahtan hali olamıyoruz. Bazen nefsimize uyarak, bazen de gaflete dalarak günaha maruz kalıyor, yanlışlara adım atabiliyoruz. Bunların hepsinin de ahirette cezasını göreceksek nasıl dayanacağız ahirette biriken bunca cezalara?