5 Eylül 2010 pazar günü kadir gecesi hayirlara vesile olmasi temennisiyle... KADiLiNiZ MUBAREK OLSUN.
KADİR GECESİNİN ÖNEMİ
Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka Peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Allahü Teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.” [Deylemi]
Peygamber Efendimiz, daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü Teâlâ, “Kadir gecesi senin ve ümmetinindir” buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir.
Resulullah Efendimize kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce, Allahü Teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti. (İ. Malik)
Resulullah Efendimiz, “Beni İsrail Peygamberlerinden 80 yıl Allahü Teâlâya ibadet eden oldu” buyurunca, Eshab-ı kiram hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam gelip; “Ya Resulallah, senin ümmetin bu Peygamberlerin, 80 yıllık ibadetine şaşarlar. Allahü Teâlâ sana ondan iyisini gönderdi” diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu. (Tefsir-i Mugni)
Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Göz çok iyi olduğu gibi çok da yanıltıcıdır. Birçok insanın Müslüman olamamasının sebebi gözdür. Gözüne inanan mübarek bir zatın kıyafetine mesleğine bakarak yanılır onu dinlemez ve faydalanamaz. Baştaki göze değil kalbdeki göze tâbi olmak lazımdır. Kalbdeki göz doğruyu yanlışı ayırır kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini bilir. Hakkı hak bâtılı bâtıl bilir.
Kim Allah(c.c.)ten korkarsa,Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.Kim Allaha güvenirse o,ona yeter.Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir.Allah herşey için ölçü koymuştur.(talak suresi 2-3)
Gözyaşı yürekte birikenleri bazen en iyi dile getiren, bazense senin arkdaşın, dostun olan yegâne sırdaşın..
Öyleki bazen sevindiğinde gelir sevincini paylaşmak adına, bazen de hüzünlendiğinde gelir küçük elleri ile ellerini tutar, inşirah yüklü sadâları ile gönlünde sükûnet limanlarına ulaştırır seni... İnsan ilk doğumundan bu yana hep bir gözyaşı mayası ile yoğrulur olmuştur...
Gözyaşıdır ki küçükken en çabuk sığındığımız limanlarımızdı belki ...Büyüdük ve kaybettik onu büyümüşlüğün hoyrat bir esintisinde...
Kimi zaman gözyaşı içten, gönülden akan teslimiyettir aslında...
Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek dedi ki: -İzin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim. Peygamber efendimiz buyurdu ki: -Ölüm öyle bir şeydir ki onun için hazırlıklı ol! Yol uzun, azık ister. Ölümü temenni edenin on hediye hazırlaması lazım.
Gönlü muhabbete yurt olanlara, Düşmanına bile mert olanlara, Fakat öz nefsine sert olanlara, Tâ cânı gönülden tazele selam, Sevgiye, dostluğa, güzele selam...
Halil İbrahim’ce aç yüreğini, Yunus ol cömertçe saç yüreğini, Aşkı bilmiyorsa geç yüreğini, Yarından bugüne, ezele selam, Sevgiye, dostluğa, güzele selam...
Dikenler açsa da cefâ çiçeği, Aman ha solmasın vefâ çiçeği, Şu yalan dünyanın nazlı gerçeği, Dillerden düşmesin hâsılı kelam, Sevgiye, dostluğa, güzele selam...