Unutmamak gerekir ki, hayatın hangi safhasında ve hangi yaşta olursak olalım, bir gün muhakkak gireceğimiz kabirde, fânî bilgilerimizin hepsi hükümsüz kalacak, dünyevî makam, mevkî, servet ve mülkün kıymeti sıfırlanacak, orada ancak dünyada iken îman bağına atmış olduğumuz tohumlar çiçeklenip yeşerecektir. Gel-geç emeller, çılgın arzular ve içi boş felsefeler, ölüm rüzgârı önünde sonbaharda dökülen kuru yapraklar gibi, perişan bir şekilde savrulacaktır.
Cenâb-ı Hakk'a sonsuz hamd ü senâlar olsun ki, Ramazan-ı Şerîf'in mağfiret iklîmi, mü'minleri bir rahmet bulutu gibi gölgesi altına aldı.
Ramazan-ı Şerîf ki, İslâm'ın dört şartının heyecanla yaşandığı mübârek bir aydır. Rûhu incelterek derinleştiren Ramazan-ı Şerîf, "refes", "fısk" ve "cidâl"in yasaklandığı hassas hac ibâdetine rûhen bir hazırlıktır.
Hiç şüphesiz ki Ramazan-ı Şerîf'in bütün günleri birer fırsat demleridir. O, baştan sona feyiz semâsının bereket yağmurudur. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:
"Ramazan-ı Şerîf'in evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâd olmaktır..."
Ramazan-ı Şerîf, gönüllerde feyz ü bereketin taştığı, rûhânî bahar yeşilliklerinin açtığı bir mevsimdir. Kurumuş îmân sîneleri, amel-i sâlihle tazelenecek, solmuş sararmış kalbler, takvâ ile bezenecek ve rûhânîleşecektir. Bu ay, baştan sona bir ganîmet ve kazanç fırsatı olacaktır.
Ancak bu fırsatı değerlendiremeyenlerin ne büyük bir hüsrânda olacağını şu hadîs-i şerîf şöyle sergiler:
Kâ'b bin Ucre'den:
Rasûlullâh -aleyhisselâm-, bizden, minbere yakın oturmamızı isteyince, minberin tam önünde topluca oturduk. Bir basamak çıktı: "Amîn!" dedi. Bir basamak daha çıktı. Yine "Amîn!" dedi. Bir basamak daha çıktı. Yine "Amîn!" dedi. Minberden indiğinde:
"-Ey Allâh'ın Rasûlü! Bugün biz, sizden daha önce işitmediğimiz yeni bir şey işittik." dedik.
Bunun üzerine buyurdu ki:
"-Minberde iken Cebrâîl geldi. Bana birinci basamakta iken:
"96Ramazan-ı Şerîf'e erişip de bağışlanmayana lânet olsun!" dedi.
Binlerce insanın tasavvuf ile tanışmasına vesile olan, tasavvufi hayatın özü olan "İlahi Aşkı" ruhlara sevdiren Kıymetli Fatih ÇITLAK Bey'in Moral FM'de yayınlanan "Tasavvuf Sohbetleri" programını istifadenize sunuyoruz.Cenâb-ı Mevla müstefid kılsın...
"İnsanın sağında ve solunda cânab-i ilahiden umum ahvalini gözetmek ve ef'al ve akvalinden her ne sadır olursa onları muntazaman deftere yazmağa me'mur olan iki melek oturucudur. İnsan bir söz söylemez illa onun huzurunda hazır bir melek amelini gözeticidir." (Kaf süresi/17-18)
BİR GENÇ PADİŞAHIN KIZININ KAPISINA GELMİŞ VE KENDİSİNİN ONA AŞIK OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ.HABER,PADİŞAHIN KIZINA İLETİLİNCE HANIM SULTAN KAPIYA GELDİ VE GENCE:
<<- AL ŞU BİN DİRHEMİ DE ; BİR DAHA BANA DA , SANA DA ZARAR VERECEK BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEME.>> DEDİ.
GENÇ VAZGEÇMEYİNCE:
<<-ÖYLEYSE İKİ BİN DİRHEM AL!>> TEKLİFİNDE BULUNDU.
NİHAYET PAZARLIK ON BİN DİRHEME VARINCA , GENÇ KABUL ETTİ. BU DURUMU GÖREN PADİLAH KIZI:
<<-SEN BENİ NASIL SEVİYORSUN Kİ , GÖZÜN PARA PUL İLE KAMAŞIP BENİ GÖRMEZ OLDU. BENİ BENDEN BAŞKASINA TERCİH EDENLERİN CEZASI NEDİR BİLİYOR MUSUN?>> DEDİ VE ARDINDAN SEVGİSİNDE SAMİMİ OLMAYAN VE DÜNYALIĞA MAĞLUB OLAN GENCİ HUZURUNDAN TARD ETTİ.
BU HALİ DUYAN BİR ARİF DÜŞÜP BAYILDI. KENDİNE GELDİĞİNDE ŞÖYLE DEDİ:
<<-EY İNSANLAR! BAKIN DÜNYADA SAHTE SEVGİLERİN BAŞINA NELER GELİYOR! YA HAKK'I SEVDİĞİNİ İDDİA EDİP DE ONDAN BAŞKASINA YÖNELENLERİN BAŞINA AHİRETTE NELER GELMEZ Kİ...>>
HAKK' A SEVGİLİNİN YEGANE MİYARI;ALLAH RASULÜNE TABİ OLMAKTIR, O'NA (SAV) BAĞLILIKTIR,O'NUN ETRAFINDA PERVANE KESİLMEKTİR.AKSİ HALDE İMAN İMAN SAYILMAZ.BU İTİBARLA HİÇBİR KUL,KENDİSİNİ ALLAH'A BAŞKA TÜRLÜ SEVDİREMEZ.KENDİSİNİ ALLAH'A SEVİDİREMEYEN KULUN DA BÜTÜN YAPTIKLARI BOŞUNADIR.
O HALDE HAYATIMIZIN,GÖNLÜMÜZĞN MERKEZİNDE HER ZAMANHAZRETİ PEYGAMBER SAV BULUNMALIDIR.O'NUN EMSALSİZ ÖRNEK ŞAHSİYETİ,KARATERİMİZİN YEGANE MİMARI OLMALIDIR.
HİZMET EHLİ HERŞEYDEN EVVEL ETRAFINA SAĞLAM BİR KARAKTER SERGİLEYEBİLMELİDİR. ZİRA İNSANLAR , SAĞLAM KARAKTERLİ , VAKARLI , ÖRNEK ŞAHSİYETLERE HAYRAN OLUR VE ONLARI ÖRNEK ALARAK PEŞLERİNDEN GİDERLER. NİTEKİM İNSANLAR , TARİH BOYUNCA DAİMA ALLAH'A DAVET EDEN , NEFİSLERİ TESKİYEYE ÇALIŞAN , GÖNÜLLERİ KURAN-I KERİM VE SÜNNET-İ SENİYYE İSTİKAMETİNDE İRŞAD VE İHYA EDEN . TAKVA HAYATI YAŞAYAN VE KENDİNİ ALLAH YOLUNA ADAMIŞ OLAN HAK DOSTLARINA HAYRAN OLUP ONLARI TAKİP ETMİŞLERDİR.